“Harmon’un Gecesi” adını alabilecek bu psikolojik gerilim filmi, genç bir psikoloji öğrencisinin masum merakıyla başlayan, giderek karanlıklaşan ve gerilim dolu bir kâbusa dönüşen bir hikâyeyi anlatıyor.
Abby Jones, üniversitenin parlak öğrencilerinden biridir. Psikoloji bölümünde öğrenim gören Abby, hocasıyla birlikte akıl hastanesine düzenlenen bir gözlem gezisine katılır. Amacı yalnızca gözlem yapmak ve not tutmaktır; fakat hastanede tehlikeli mahkûmlar arasında bulunan Harmon ile göz göze geldiği an her şey değişir. Harmon’ın bakışları Abby’nin içine işleyen ve açıklanamaz bir şekilde zihnini sarsan bir etki bırakır.
Ziyaretin ardından Abby iki oda arkadaşıyla birlikte her zamanki gibi öğrenci evine döner. Ancak o gece kopan fırtına sadece doğa olaylarıyla sınırlı kalmayacaktır. Harmon, kimsenin beklemediği şekilde hastaneden kaçar. Geride yalnızca kan ve korku dolu bir iz bırakır. Kaçışıyla birlikte güvenlik güçleri alarma geçerken, Harmon’ın ilk hedefi bellidir: Abby.
Abby evinde gece vardiyasında çalışırken, ilk başta bir şeylerin ters gittiğini yalnızca sezgileriyle fark eder. Elektrikler gidip gelmeye başlar, evin çevresinde garip sesler duyulur. Arkadaşlarıyla iletişimi yavaş yavaş kopar. Harmon ise gölgelerin arasından sinsice yaklaşmaktadır.
Ancak hikâye yalnızca bir sapığın hedef aldığı genç bir kızdan ibaret değildir. Abby’nin Harmon’la yaşadığı o kısa karşılaşmada zihninin derinliklerinde karanlık bir kapı açılmıştır. Ve bu kapının ardındaki şey, sadece dış dünyadan gelen bir tehdit değil, Abby’nin kendi bilinçaltında bastırdığı korkular ve travmalardır. Harmon’ın gelişiyle birlikte, Abby hem fiziksel bir mücadeleye hem de kendi içindeki karanlıkla yüzleşmek zorunda kalacaktır.
“Harmon’un Gecesi”, yalnızca klasik bir slasher gerilimi değil, aynı zamanda akıl sağlığı, travma, bilinçaltı korkular ve insan doğasının sınırları üzerine çarpıcı bir psikolojik gerilim sunuyor.